BU SİTE YÖNETİCİSİ

ÜYESİDİR.

Gribal Enfeksiyon

• 16/8/2007 - Gribal enfeksiyon ve korunma yolları

GRİP NEDİR

Grip, Influenza denilen virüsün, solunum yoluyla insan vücuduna girerek özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara neden olduğu bir infeksiyon hastalığıdır.
Grip enfeksiyonu toplumun yüzde 1'ini etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Toplumun yüzde 10'undan fazlasını etkilemesi ise bir grip salgını anlamına geliyor. Grip, tüm dünyada, işe devamsızlığın yüzde 10'undan sorumlu enfeksiyondur.
Grip, daha önceden de bilinmesine rağmen aslında 1918 yılında yol açtığı büyük salgınla gündeme oturmuş bir hastalıktır. İspanyol gribi nedeniyle 1918 yılında yaklaşık 20 milyon kişi öldü. Daha sonra da daha ufak çapta salgınlar görüldü. Örneğin, 1957 yılında Asya gribi diye bilinen, 1968 yılında Hong Kong gribi diye bilinen grip salgınları oldukça büyük sayıda insan topluluklarını etkiledi.
1957-1985 yılları arasında ortaya çıkan 16 salgının her birinde ABD'de 10 bin-40 bin arasında ölüm vakası kaydedilmiştir.

 

NASIL BULAŞIR?

 

Grip de nezle gibi, hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve öksürme yoluyla ve virüs bulaşmış ellerle temas (örn.tokalaşma) sonrasında kolaylıkla bulaşır.
Enfekte olanlar enfeksiyon başlamadan 2 gün öncesinden başlayarak semptomlar başladıktan 7 gün sonrasında kadar virüs yayarlar. Bu süre içinde duyarlı kişiler için enfekte olma riski yüksektir. Dünya nüfusunun tahmini olarak yüzde 10'u ila yüzde 20'si her yıl gribe yakalanmaktadır.

 

SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP'İN FARKI NEDİR ?

 

 

  SOĞUK ALGINLIĞI

GRİP

Ateş

nadir

38-39-40 C°

Başağrısı

nadir

sürekli

Genel ağrı ve sızı

az

genellikle

Yorgunluk

hafif

2-3 hafta

Tıkalı burun

genellikle

bazen

Hapşırma

genellikle

bazen

Boğaz Ağrısı

genellikle

bazen

Öksürük

nadir

genellikle

Komplikasyonları

sinüzit ve kulak ağrısı

bronşit, zatürre

Engellemek

hiç bir şey yapılamaz

Aşılama ve antiviral ilaçlar

Tedavi

belirtiler geçici olarak ortadan kaldırılır.

Belirtiler görülmeye başlandıktan sonraki ilk 48 saatte antiviral tedavi başlanması ve belirtileri gidermeye yönelik tedavi

 

 

GRİBAL ENFEKSİYONLARI NASIL YENEBİLİRİM ?

Bağışıklık sistemimizi güçlendirirken aklımızda tutmamız gereken ilk şey kronik (uzun süreli ve düzenli) destekle, akut destek (yeni bir enfeksiyona karşı kısa süreli destek) arasında büyük farkların olduğudur.Örneğin, popüler bağışıklık sistemi güçlendiricilerden Ekinezya, doğru destekleyicilerle birlikte kullanıldığında yeni enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir ama Ekinezya’nın da uzun süreli kullanımı hücresel toksik etkilerinden dolayı önerilmemektedir.Vit C ve Çinko’nun düşük dozlarda alınması kronik destek sağlarken, yüksek dozları yeni patojenlere karşı bağışıklık sistemine gereken akut desteği vermektedir.

 

PATOJENLERDEN KORUNMA

Bağışıklık sistemimizi ayakta tutmanın anahtarı enfeksiyonları vücudumuza girmeye çalıştığı yerde önlemekte yatmaktadır.Virus ve bakterilerin vücudumuza girerken en sık kullandıkları yol ‘İkincil temas’’dır.Bu patojenlerle enfekte birinin dokunduğu, kapı koluna, havluya, toplu taşıma araçlarındaki tutunma yerlerine dokunarak farkında olmadan karşılaşırız.Ellerimizden, gözlerimiz veya burnumuz yoluyla vücudumuza giren patojenler vücut sıcaklığımızdan da yararlanarak hızla çoğalmaya başlar.Sık el yıkama bu patojenleri vücudumuza girme şansını oldukça azaltacaktır.

 

 

SIVI ALIMI

Her soğuk algınlığına yakalandığımızda annelerimiz ve anneannelerimiz neden bizi sıvı almaya zorlarlar ki? Büyük bir ihtimalle enfeksiyonu vücudumuzdan atmak için daha fazla sıvıya ihtiyacımız olduğunu bildiklerinden.Vücudumuz patojen mikroorganizmaları atmak için bir çok yol kullanır, mukus oluşumu da bu yollardan biridir.Sıcak içecekler mukusun akışkanlığını artıracaktır.Bunun yanında gribal enfeksiyonlara eşlik eden ishal ve kusma da vücudumuzdan sıvı kaybını artırmaktadır.Bu kaybı da artmış sıvı alımıyla yerine koymak vücut direncimiz açısından önemlidir.Sıcak tavuk suyu çorba iyi bir tercih olabilir.

 

EGZERSİZ

Düzenli ve aşırıya kaçmayan fiziksel egzersiz, güçlü bir bağışıklık sisteminin temel dayanakları arasındadır.Haftada birkaç kez düzenli olarak egzersiz yapan insanlarda enfeksiyonlar, sedanter hayat yaşayanlara oranla çok daha az gözlemlenmektedir.Bunun yanında ağır egzersizden ve hafif de olsa uzun süreli egzersizden kaçınmalıyız.Triatlon, maraton gibi ağır ve uzun süreli egzersiz sporcularının bağışıklık sistemleri zayıflamakta ve enfeksiyonlara daha sık yakalanmaktadırlar.

 

BESLENME

Önemli besin yapıtaşlardan herhangi bir tanesinin bile azlığı bağışıklık sistemimizin zayıflamasına yol açabilir.Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için genel kanı multivitamin tabletlerinin alınmasıdır.Peki bir multivitamin tabletinde nelere dikkat etmemiz gerekir? Multivitaminlerin en azından aşağıdaki tablodaki günlük alınması gereken miktarları içermesi gerekir.

 

Bağışıklık sistemi Kuvvetlendirici besin Yetişkinlerde günlük alınması gereken miktar Bağışıklık sistemi desteği için alınması gereken miktar (Hamilelerin doktoruna danışmadan bu miktarları alması önerilmez)
Vitamin A 5,000 IU 5,000-10,000 IU
(HAMİLELERDE ÖNERİLMEZ)
Vitamin C 60 mg 250 – 1,000mg
(YÜKSEK DOZLARI İSHAL YAPABİLİR)
Vitamin E 30 IU 200 – 800 IU
Karotenler 5-6 mg 5 – 50 mg
Demir 18 mg 18 mg
Selenyum 62 mcg 100 – 200 mcg
Çinko 15 mg 14 – 45 mg

 

Amino asitlerden N-asetil sistein (günde 1-2 gram) ve Glutamin (günde 1-5 gram) bağışıklık sistemini güçlendirmede anahtar rolü üstlenirler.

 

DOĞAL DESTEK (BİTKİLER)

Ekinezya, bağışıklık sisteminin direncini artıran bitkilerin kralı olarak bilinmektedir fakat Ekinezya ile ilgili olarak unutulmaması gereken bilgi, Ekinezyanın primer kullanım alanının akut (kısa dönem) bağışıklık sistem desteği olduğudur.Ekinezya kullanımı ilk 25 günde kanda antikorları yükseltir bu günden sonra etkisi sona erer.Bir kaç haftadan uzun süreli kullanımı önerilmemektedir.Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise Multiple sklerosis veya Romatoid artrit gibi bağışıklık sistem hastalığı bulunanlarda kullanılmaması gerektiğidir.Ekinezya kullanmak için en uygun durum, çalıştığımız ortamda veya ailemizden bir birey gribal enfeksiyona yakalandığında kendimizi korumak amacıyla olacaktır.

 

Astragalus ( Topuk kemiği-aşık kemiği )çin tıbbında oldukça sık kullanılan bağışıklık sistem kuvvetlendiricilerindendir. Özellikle soğuk algınlığının ilk günlerinde ginsengle birlikte günde 500 mg kullanıldığında etkili olmaktadır . Yeşil çay, Üzüm tohumu ve Çam kabuğu esansları da içerdikleri polifenoller aracılığı ile bağışıklık sistemimize destek olmaktadırlar.

 

PROBİOTİKLER (YARARLI BAKTERİLER)

Yararlı bakteriler olarak da bilinen probiotikler de bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla kullanılmaktadırlar. Lactobacillus, Acidophilus ve Bifidobacteria bifidum en sıklıkla kullanılan probiotiklerdendir.Probiotiklerin akyuvar sayılarını artırarak bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinmektedir.Probiotikler aynı zamanda sindirim sistemine yerleşen patojen bakterilerin yerini alarak hastalık oluşturmalarını önlemektedirler.

 

Başta da belirttiğimiz gibi savunma ağının en önemli aşaması patojenleri vücudumuza girmeden durdurmaktır.Sık el yıkama alışkanlığı bizi çoğu patojenden uzak tutacaktır.

 

 

para , sağlık , gelir , yetenek , çağrı , patlama , grip , hastalık , barış , Hakkari , deniz , kara , hava , Türk , türkü, sev , sevgi , Mehmet , mehmetcik , demet , lale , elvan , reyhan , pirinç , arama , cep , telefon , bilgisayar , destek , şut , gol , ağlama , devam , bitiş , start , star , show , seda , onur , göl , hükümet , sınır , sinir , gece , gündüz , akın , akıncı , direk , sarnıç , teşekkür , reklam , hadise , olay ,tarafsız , taraflı , bölge , okul , baba , önder , gündem , iş , aş , aç , maç , kaç , seyehat , detay , sanatkar, zanatkar , mimar , tasarım , konsept , mekan , lüks , güneş , ay , yıldız , Türkiye , çekim , merkez , kuruluş , yeni , eski , yine , dünya , çalışan , ciro , marka , siz , biz , onlar , bunlar, şunlar , çanta , cüzdan , satış , dağıtım , felsefe , kontrol , atölye , ayakkabı , saat , başarı , sebep , fetih , çap , kanal , mısır , müşteri , kral , savaş , barış , tünel , yaşlı , mağaza , dükkan , kurucu , işletmen , yatırımcı , ideal , vizyon , güç , şirket , halk , icra , kar , satış , asır , yüzyıl , sene , yılbaşı , bayram , düğün , money , honey , bag , bağ , büyü , kara , arka , valiz , sepet , daimi , sonra , önce , face , elma , armut , mandalina , çekim , shot , new , tanıtım , proje , plan ,

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16/8/2007 - İlk Yardım

İLKYARDIM

  

TANIMI : 

 

Ani olarak hastalanan veya kazaya uğrayan kimseye anında, olay yerinde ve çevre imkanlarından yararlanılarak  yapılan, tıbbi olmayan geçici müdahaleye İLKYARDIM denir.

 

 

İLKYARDIMDA AMAÇLAR :

 

1-  Hayat kurtarmak

2-  Durumunu korumak 

3-  Sakatlıkları önlemek 

  

 

İLKYARDIMDA  6 SAFHA :

 

1- Tedbir (İlkyardımcının  kendisinin ve kazazedenin güvenliğinin sağlanması)

2- Teşhis

3- Tedavi

4- Telekomünikasyon (haberleşme)

5- Triaj (öncelikli kazazedenin belirlenmesi)

6- Taşıma

 

 

İLKYARDIMCI’ da  bulunması gereken özellikler : 

 

1- Her zaman tedbirli olmalıdır 

2- Soğukkanlılığını korumalıdır 

3- Cesaret gösterilerinden ve emin olmadığı uygulamalardan kaçınmalıdır 

 

 

İLKYARDIM’ da haberleşebilecek telefon numaraları : 

 

                 110 İtfaiye 

                 112 Ambulans

                 114 Zehir Danışma Merkezi (Sağlık Bakanlığı)    

                 154 Trafik polisi  

                 155 Polis imdat

                 156 Jandarma imdat 

 

ECZADOLABInda bulundurulması gereken malzemeler 

 

 1- Üçgen sargı bezleri ( 1, 2 , 3 , 4) 

 2- Rulo sargı bezleri 

 3- Steril gazlı bezler

 4- Flaster

 5- Çengelli iğneler

 6- Pamuk 

 7- Yara bandları 

 8- Antiseptik solüsyonlar (Batikon/Mersol 50 ml/100 ml )

 9- Turnike lastiği * 

10- İlkyardım rehberi 

11- Ağrı kesici 

 

İLKYARDIM ÇANTASInda yukarıdaki malzemelere ek olarak bulundurulacaklar :

 

12- Tebeşir 

13- Makas

14- Cep feneri

15- Kağıt, kalem

16- Boyunluk (servikal kollar) 

 

* Turnike lastiği gerekli değildir; onun yerine, üçgen sargı bezi, kravat veya herhangi bir  kumaş parçasını kullanmak daha uygundur

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16/8/2007 - Allerji nedir?

Allerji kişilerin  aslında zararlı olmadıkları halde bazı maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermesidir.Bizi zararlı organizmalara karşı koruyan bağışıklık sistemimiz görevleri istilacıları (antijenleri) zararsız hale getirmek olan vücut savunmacılarını (antikorlar) üretir

Normalde  vücudumuzu koruyan bağışıklık sistemi bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım maddelere de aşırı yanıt verir. Bu reaksiyonlara aşırı duyarlılık ya da allerji adı verilir.Allerjik reaksiyona yol açan antijene de allerjen adı verilir.Allerjik reaksiyonlar tek tip değildir, birçok yolla ortaya çıkarlar, vücudun değişik bölümlerinde meydana gelebilirler ve çeşitli şiddette olabilirler.
İmmün (bağışıklık) sistemimiz iyi bir belleğe sahiptir. Yaşamımızın başlangıcında organizmamız yabancı maddelerle karşılaştığında immun sistem onları tanımayı ve belleğine almayı öğrenir.Ardından yabancı maddelere (antijenlere) karşı antikorlar üreterek yanıtını hazırlar. Organizmada ne zaman aynı antijen görülse hatırlama özelliği nedeniyle daha önceden hazırlanmış yanıt başlar. Bu nedenle saman nezlesi olan bir kişi her yıl polenlerle karşılaşınca immun sistemdeki bu özellik sebebiyle hemen reaksiyon gösterir.
DUYARLANMA NASIL OLUŞUR?
Duyarlanma bağışıklık sisteminin antijenle temas etmesi, onu belleğine alması ve ona karşı özel antikorları üretmesidir. Daha sonraki karşılaşmada bağışıklık sistemi antijeni kolaylıkla tanıyacak ve hemen reaksiyon gösterecektir. bir allerjene karşı duyarlanma için gerekli olan süre kişiden kişiye değişir.
ATOPİ NEDİR?
"Allerjik bir bünyeye sahip olmak" demektir.Bu durum kalıtsaldır.Başlıca üç çeşit atopik hastalık vardır:
  • Atopik dermatit (egzema)
  • Allerjik rinit
  • Allerjik astma
Allerjik rinit çoğunlukla göz allerjisi (konjunktivit) ile birlikte olabilir. Atopik kişiler genetik olarak İgE tipi antikorlar üretme eğilimindedir. Bu İgE antikorları da çevrede bulunan ve normalde zararsız olan allerjenlerle (polenler, ev tozları vb) etkileşime girerek allerjik reaksiyonu başlatır.
Kalıtım allerjiyi nasıl etkiler?
Bir çocuk eğer bir ebeveyni allerjikse %30 allerjik olma riski taşır. Eğer her iki ebeveyni de allerjikse allerji gelişme riski %60 dır. Bununla birlikte allerjiler ikinci nesilde görülmeyebilir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16/8/2007 - Anne ve bebek sağlığı

Gebelik donemi oncesi ve sonrasi,dogum,dogum sonrasi anne ve bebek bakimi,bebek sagligi ve hastaliklari hakkinda bilgiler iceren siteler.Ayrica kisirlik hakkinda bilgi veren adresler de bu bolumde yer almaktadır. Takdir edersinizki bu konu hem beni hemde bir çok kişiyi aşar. Bu yüzden bu konularla ilgili siteleri yayınlamayı daha doğru buldum. İşte size ilk linkimiz. Sanmayın linkler bu kadar devamı da gelecek.

 

http://www.minikeller.com

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 15/8/2007 - iskelet ve kas sistemi

 

İSKELET SİSTEMLERİ

Organizmaların vücuduna desteklik yaparak kendilerine özgü şekillerinin oluşmasını sağlayan yapılara destekleyici yapılar denir.

 

A. İSKELET ÇEŞİTLERİ

Hayvanların çoğunda, vücuda destek olan, koruyan ve kaslara bağlanarak hareketi sağlayan iskelet sistemi bulunur. Hayvanlarda görülen iskelet dış ve iç iskelet olmak üzere iki tiptir.

 

1. Dış İskelet

Dış iskelet özel hücreler tarafından dışarıya salgılanan organik ve inorganik maddelerden meydana gelir. Dış iskelete sahip canlılarda iskelet görevi yapan kısımlar vücut dışında bulunduğu için kaslar iskelete içeriden bağlanır. Eklem bacaklılarda ve bazı yumuşakçalarda görülür.

Dış iskelet büyümeyi sınırlandırır. Bu nedenle dış iskelete sahip hayvanlar, gelişme döneminde iskeletini ya tamamen atarlar veya daha büyüğünü oluştururlar. Bu olaya deri veya kabuk değiştirme denir.

 

2. İç İskelet

İç iskelet embriyonun mezoderm (orta deri) tabakasından farklılaşır. Genellikle kıkırdak ve kemikten meydana gelir. Kaslar iskelete dışarıdan bağlanır. Canlının büyümesini sınırlandırmaz. Aksine boyca uzamayı sağlar.

  • Omurgasızlarda yaygın olarak iç iskelet görülmez. Sadece derisi dikenlilerde gelişmiş bir iç iskelet vardır.

  • Omurgalılarda iç iskelet, kıkırdak ve kemik dokudan meydana gelmiştir.

B. İNSANDA İSKELET SİSTEMİ

İnsanda iskelet sistemi kemikler, kıkırdak yapılar ve eklemlerden meydana gelir.

1. Kemiklerin Yapısı

Kemiklerde bulunan, % 25 su, % 45 inorganik madensel tuzlar (kalsiyum fosfat, kalsiyum karbonat, magnezyum fosfat az miktarda sodyum ve demir) kemiğin sert yapısını, % 30 organik maddeler ise esnekliği sağlar. Canlı kemik hücrelerine osteosit ve bu hücreler tarafından salgılanan organik ara maddeye osein denir. Bu iki yapı kemik dokusunu meydana getirir. Kemikler yapıları yönüyle iki kısma ayrılır.

a. Sıkı Kemik Dokusu : İskeleti oluşturan bütün kemiklerin dış yüzeyi ile uzun kemiklerin gövdesi, sıkı kemik dokusundan meydana gelir. Bu doku iç içe daireler halinde sıralanmış lamelli yapıdadır.

Lamellerin ortasında kan damarları ve sinirlerin geçtiği Havers kanalı bulunur. Havers kanalındaki kan damarlarından kemik hücrelerine besin ve oksijen iletilirken artık maddeler aynı yoldan geri alınır.

Havers kanallarını birbirine bağlayan yan kanallara da Volkman kanalları denir. Ortasında havers kanalı, etrafında halkasal kemik hücreleriyle aralarını boşluk bırakmadan doldurmuş ara maddeden yapılmış lamelli birimlere Havers sistemi denir.
 

 

Şekil : Kemik Dokusunun Yapısı
 

b. Süngerimsi Kemik Dokusu : Kırmızı kemik iliği ve düzensiz boşlukların bulunduğu ince kemik lamellerinden oluşmuştur. Sıkı kemiğe oranla daha yumuşaktır. Uzun kemiklerin baş kısmı ile diğer kemiklerin iç kısmında bulunur.

 

2. Kemik Çeşitleri

İskeletin yapısında bulunan kemikler üç çeşittir.

a. Uzun Kemikler : Kol ve bacaklarda bulunur. Uzun kemiği dıştan saran kemik zarı (periyost) kemiğin enine büyümesini, onarılmasını ve beslenmesini sağlar. Ayrıca periyost kemiğin sertleşmesine de katkıda bulunur.

Uzun kemiğin başı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak tabakası, kemiğin boyuna büyümesini sağlar. Uzun kemiklerin iç kısmındaki kanalda akyuvarların oluşumunu sağlayan sarı kemik iliği bulunur. Kemik başlarını iç kısmı, sünger gibi düzensiz gözenekli bir yapıdadır. Gözeneklerin içinde kırmızı ilik bulunur. Kırmızı kemik iliği, kan hücrelerinin üretildiği iliktir.
 

Şekil : Kemik Çeşitleri
 

b. Kısa Kemikler : Omurgada, el ve ayak bileklerinde bulunur. Sarı ilik kanalı bulunmaz. Yaklaşık olarak eni boyu ve kalınlığı eşit olan kemiklerdir.

c. Yassı Kemikler : Göğüs, kafatası, kürek ve kaburga kemiklerinden ibarettir. Yassı kemiklerde sarı ilik kanalı bulunmaz. Bu tip kemiklerde süngerimsi kemik dokusu sıkı kemik dokusundan fazladır. Eni ve boyu fazla kalınlığı çok az olan kemiklerdir.

 

Yassı ve kısa kemiklerin süngerimsi dokuları içinde, uzun kemiklerin baş kısmında olduğu gibi alyuvarların yapımını sağlayan kırmızı kemik iliği bulunur.

 

3. Kemik Oluşumu ve Kontrolü

Kemiklerin sağlıklı olarak büyüyüp gelişebilmesi için, bir yandan yeterli miktarda kemik hücresinin yapılması bir yandan da yeterli ara maddenin oluşması gerekir. Bu olaylar bazı iç ve dış faktörler tarafından düzenlenir. Kemik oluşumunda etkili olan faktörleri teker teker inceleyecek olursak;

a. Hormonlar : Kemiğin sertleşmesi için gerekli olan Ca, P, K minerallerinin kemiğe geçmesi ve bunların kandaki miktarının belirli bir seviyede tutulması gerekir. Özellikle, kalsiyumun kemikten kana, kandan kemiğe geçişi tiroid bezinden salgılanan kalsitonin (tirokalsitonin) hormonu ve paratiroid bezinden salgılanan parathormon ile düzenlenir.

Hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonu (STH) yetersiz olduğunda cücelik, (nanizm) aşırı salgılandığında devlik hali (jigantizm) ortaya çıkar. Timus bezi hormonu embriyonik gelişimde iskeletin oluşumunda etkilidir.

b. Vitaminler : D vitamini kemiklerde Ca ve P birikmesini sağlayarak kemiklerin sertleşmesini sağlar. D vitamini eksikliğinde bağırsaktan kalsiyum ve fosfatın emilmesi azalır.

Sonuçta kemiklerde yumuşama ve eğilme olur. Bu da çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise osteomalazi denen kemik hastalığını yapar.

c. Mineraller : Kalsiyum, mağnezyum, fosfor kemiklerin yapısında bulunur. Büyüme ve hamilelik sırasında çok miktarda alınması gereklidir.

d. Genetik Faktörler : Kemiğin büyümesi ile son şeklini almasında genetik faktörler de önemlidir.

 

4. İskelet Sisteminin Görevleri

  • Vücudun çatısını oluşturmak.

  • Vücuda diklik ve sertlik sağlamak.

  • Bazı iç organları dış etkenlerden korumak.

  • İç organlara ve kaslara bağlanma yüzeyi sağlamak.

  • Eklemlerin yardımıyla vücuda hareketlilik sağlamak.

  • Vücudun ihtiyacı olan bazı minarelleri depo etmek.

  • Kan yapımında görev almak.

 

5. İnsan İskeletinin Bölümleri

İnsan iskeleti, baş, gövde ve üyeler iskeleti olmak üzere üç kısımda incelenir.

a. Baş İskeleti : Kafatası, yüz ve çene kemiklerinden oluşur. Genellikle oynamaz eklemlidir.

b. Gövde İskeleti : Göğüs kemiği, kaburga kemikleri, omurgayı oluşturan omurlar, omuz ve kalça kemerlerini oluşturan kemikler, iskeletin gövde bölümünde yer alır. Genelde yarı oynar eklemlidir.

Şekil : İnsan İskeletinin Genel Yapısı
 

c. Üyeler İskeleti : Üyeler üstte omuz kuşağı ile gövdenin üst kısmına bağlanmış olan üst üyeler (kollar), altta kalça kuşağı ile gövdenin alt kısmına bağlı olan alt üyeler (bacaklar) olmak üzere iki bölümden meydana gelir. Oynar eklemlidir.

 

6. Eklemler

Kemiklerin bağlanma yerleri olan eklemler üç grupta toplanır.

a. Oynamaz Eklemler : Kafatası, kalça kemiği, leğen kemiği gibi iskeletin hareket etmeyen kısımlarındaki kemiklerde görülür. Eklemleşen kemikler çok sıkı bir şekilde birbirlerine testere dişi gibi girinti ve çıkıntılarla bağlanmışlardır. Eklem kapsülü ve sıvısı yoktur.

b. Yarı Oynar Eklemler : Omurlar arasında ve göğüs kafesinde görülen eklemlerdir. Omurlar arasındaki kıkırdak diskler esneklik sağlanmasında yardımcı olur.
 

c. Oynar Eklemler : Vücudun hareket işlevini üstlenmiş kemiklerde görülen, tam hareketli eklemler olup kol ve bacak kemiklerinde görülür. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçları bağ dokusundan meydana gelmiş ortak bir kapsül ile çevrilidir. Eklem kapsülünün iç yüzeyi ince bir zar ile örtülüdür.

Şekil: Bir Oynar Eklemin Yapısı

 

Bu yapı yumurta akına benzeyen bir salgı meydana getirir. Eklem boşluğunda toplanan bu sıvı (= eklem sıvısı) eklem uçlarının kayganlığını sağlar. Eklem kemiklerinin baş kısmında bulunan kıkırdak tabakaları hareket sırasında kemiğin başlarının birbirine değerek aşınmasını önler. Eklem bölgesinde bir kemikten diğerine uzanan bağ dokusundan meydana gelmiş eklem bağı bulunur. Bütün bu yapılar ekleme sağlamlık ve hareket kolaylığı sağlar.

 

C. ÇEŞİTLİ VÜCUT ÖRTÜLERİ

Omurgalı hayvanların vücut örtüleri deridir. Deri üst deri (epidermis) ve alt deri (dermis) olmak üzere iki kısımdan oluşur.

Şekil : insanda Derinin Bölümleri
 

İnsan derisi de diğer memelilerin derisine benzer şekilde epidermis ve dermisten meydana gelir.
 

Derinin başlıca görevleri;

  • Vücuda mikropların girmesini engeller.

  • O2 ve CO2 alışverişine yardım eder.

  • Terleme ile hem boşaltıma yardımcı olur, hem de vücut ısısının düzenlenmesini sağlar.

  • Yapısında bulunan duyu reseptörleri sayesinde sıcaklık, soğuk, sertlik, yumuşaklık, basınç ve ağrı gibi uyartıları algılar.

  • Hassas dokuları dış etkilerden korur.

  • Zararlı ışınların vücuda girmesini azaltır veya engeller.

KAS SİSTEMLERİ

Kaslar, canlı organizmada hareket sistemini meydana getiren yapılardandır. Kasların en önemli özellikleri uzayıp kısalma yeteneğine sahip olmalarıdır.

 

A. KAS ÇEŞİTLERİ

Kaslar, anatomik yapılarına ve çalışma özelliklerine göre; çizgili kas, düz kas ve kalp kası olarak ayrılır.
 

1. Çizgili Kaslar (İskelet Kasları)

  • Çizgili kas hücreleri, uzun ve silindir şeklinde hücrelerdir.

  • Bir kas teli boyunca birden çok çekirdek bulunur.

  • Kas hücrelerinin sınırları belirli değildir ve sitokinez (sitoplazma bölünmesi) görülmez.

  • Beynin kontrolünde, isteğimizle çalışırlar.

  • Düz kasa oranla daha hızlı kasılırlar.

  • Eklem bacaklılardaki kaslar bu tiptendir.

Şekil : Bir Çizgili Kasın Yapısı

  • Çizgili kas liflerinde açık ve koyu bantlar, özel proteinlerin farklı düzende sıralanmasından oluşur. Bu proteinler aktin (açık) ve miyozin (koyu) dir.

2. Düz Kaslar

Düz kas hücreleri mekik şeklinde olup,

  • Otonom sinir sisteminin kontrolünde, isteğimiz dışında çalışırlar.

  • Kasılmaları yavaş ve düzenlidir.

  • Omurgalılarda sindirim, solunum, dolaşım, üreme ve boşaltım sistemlerinin duvarlarında bulunur.

  • Eklem bacaklılar hariç, omurgasız hayvanlar düz kaslara sahiptir.

  • Her hücrede bir tane çekirdek bulunur.

3. Kalp Kası (= Miyokard)

  • Çizgili kas yapısındadır, isteğimiz dışında çalışır.

  • Liflerindeki telcikler tek çekirdeklidir.

  • Çekirdekler hücrenin ortasında bulunur.

  • Kalp kası dallanmış bir yapıya sahiptir.

  • Kas telleri kısa boyludur. Birbirine bağlandıkları yerlerde ara diskler bulunur.

B. ÇİZGİLİ KASLARIN ÇALIŞMASI

Çizgili kasların kasılması, aktin ve miyozin iplikçiklerinin birbiri içine kaymasıyla oluşur (Kayan iplikler hipotezi). Bir çizgili kas demeti boyunca ışığı az ve çok kıran bölgeler vardır.

Bunlardan açık renkli olanlar aktin ipliklerinden oluşmuş olup, I bandı adını alır. Koyu renkli olanlar miyozinden meydana gelir ve A bandı adını alır. I bandının ortasındaki birleşme noktalarına Z çizgisi denir. İki Z çizgisi arasında bulunan bölgeye sarkomer denir ve kasılmanın birimi olarak kabul edilir. A bandının ortasındaki açık görünen bölgeye ise H bandı denir. Bantlaşmalar ve kasılma anındaki durumları aşağıdaki şekillerde gösterilmiştir.

Şekil : Kasılmanın Şematik Gösterilişi
 

Kasılma sırasında A bandının boyu değişmezken, I bandı kısalır ve H bandı görünmez olur. İki Z çizgisinin birbirine yaklaşmasıyla kasın boyu kısalır. Gevşeme anında ise kas eski özelliğine kavuşur.

 

1. Kasın Kasılma Evreleri

Bir kasın kasılması ve gevşemesi sürecinde üç evre ayırt edilir.

a. Bekleme (Latent) Evresi : Uyarının uygulanması ile kasılmanın başlaması arasında geçen süredir. Yaklaşık 0,01 saniye sürer.

b. Kasılma Evresi : Kasılmanın başladığı an ile gevşemenin başladığı an arasındaki süredir.

c. Gevşeme Evresi : Kasın gevşeyerek eski halini almasıdır. Yaklaşık 0,05 saniye sürer.

 

2. Fizyolojik Tetanoz

Kasa arka arkaya uyarı verilirse, kas gevşemeye vakit bulamaz, kasılı bir vaziyette kalır. Bu duruma fizyolojik tetanoz denir.

 

3. Kasılmanın Kimyasal Açıklanması

Kasların kasılabilmesi için gerekli enerji öncelikle ATP’den sağlanır. Sonra sırasıyla, kreatin fosfat, glikoz ve glikojen kullanılır.

Kaslarda kasılma anında bazı maddelerin miktarı azalırken bazılarının miktarında artma meydana gelir. Bu maddeler aşağıdaki tabloda verilmiştir.
 


 

Kasların kasılması sinirler tarafından verilen emirler ile olur. Bu sinirlerin kastaki uçlarına “motor uç plağı” denir.

Motor uç plağına uyartı gelince sinir uçlarından asetil kolin salınır. Bu madde kasın E. retikulumundan (= sarkoplazmik retikulum) Ca++ iyonlarının aktin ve miyozin lifleri arasına salınmasını sağlar. Ca++ iyonları varlığında ATP, ADP ile fosfata ayrılır ve kasılma için gerekli enerji sağlanmış olur.

4. Kasılmada “Ya hep ya hiç” Prensibi

Kas, eşik değeri altındaki uyarılara tepki göstermez. Eşik değerindeki uyarıya ise bütün şiddetiyle tepki gösterir. Uyarı şiddeti daha da artsa bile kasın verdiği tepki şiddeti değişmez. Buna “ya hep ya hiç” prensibi denir.
 

 

Şekil : Kasların Çalışma Mekanizması
 

5. Kas Tonusu

Kaslar, çalışmadığı süre içerisinde bile az da olsa kasılı halde bulunurlar. Buna kas tonusu denir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

!!! Dikkat bulaşıcıdır !!!

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa
Web Analytics and Web Statistics by NextSTAT